Atatürk Parkında başlayan ve İsmet Paşa Caddesine uzanan yolculuğumuzda gelen cevaplar insanların birbirine güveninin ve tahammül sınırının kalmadığını gösterdi. İlk olarak mikrofonlarımıza konuşan ve şu an 32 yaşında olan Erdoğan Karagöz “22 yaşına dönmüş olsam insanlara yabancılık çeken yönümün gitmesi gerektiğini söylerdim. Ülke zor bir dönemden geçerken insanlar birbirlerini sevsin, saysın isterdim. Kendime dünyanın gelip geçici olduğunu hatırlatır ve her şeyi dert etme Erdoğan derdim. Ekonomik ve insanlık olarak zor günlerden geçerken dünya herkese yeter, herkes birbirini desteklesin isterim. 42 yaşındaki bana ise öyle bir hayat arkadaşı seçki kendine sevgiyi, saygıyı aynı anda yaşat ve yaşa. O kişinin de benim gibi sevgiye ihtiyaç duyan biri olmasını isterim. Dünyanın düzenini sağlayan ve her şeyi yöneten tek şey sevgidir. Sevgi olmadan ne çalışma ne evlilik ne de yaşam mümkündür. Umarım on yıl sonra hayat istediklerimi getirir. Kırk iki yaşındaki ben, sevgiye ve sevilmeye hasret bir insan olan yönümün tamamlanmasını isterim.” dedi.

Önümüzdeki sene üniversite sınavlarına girecek olduğunu belirten 17 yaşındaki Nuh Demircan 10 yıl sonraki kendisine: “Biraz daha özgür olacağım ama gelişmiş olmayan bu şehirden gitmek için elimden geleni yapıyorum şu anda. Sağlık, anestezi, hemşirelik, subaylık bölümlerinden hangisi gelirse gitmek istiyorum.” dedi.

14 yaşındaki Gülsema Yılmaz: Kendimi 10 yıl sonra işimi bulmuş, hayatıma biri girmiş, belki evlenmiş görüyorum. Şu an liseye geçeceğim sayısal bölüm istiyorum.” dedi.

Karaman’ın meşhur patatesçisinin eşi Hediye Şahin: “Eşime patates soyarak yardım ediyorum. 52 yaşındayım 42 yaşındaki kendime “çalış” derdim. Ev hanımı olmakla hiçbir şey olmuyor. Öyle olunca da elinde bir kazancım olmuyor hiç. Yani karın tokluğunda çalışıyoruz. 42 yaşındaki kendime: “En azından yaşım biraz gençken çalışmam gerektiğini söylerdim. Hiç olmazsa emekliliğim erkene alınmış olurdu.” derdim. Ekonomik özgürlüğüm de olurdu hiç olmazsa. Kocanın eline bakıyoruz para istemek için. Tabii eşimi destekliyorum ama işte şu ekonomik şartlardan dolayı her şey zor.” diyerek kadınların kendi ekonomik özgürlüğü için ayakları üstünde durması gerektiğini belirtti.

29 yaşındaki Esra Çelik 19 yaşındaki Esra'ya ne söylerdin? sorusuna şu şekilde cevap verdi: İnsanları tanımamayı isterdim güven probleminden dolayı çünkü sırtımdan çok bıçaklandım. Çok saf ve temiz kalpliyim.” 10 yıl sonraki Esra'ya ne söylerdin? sorusuna ise şu şekilde cevap verdi: “Gözüm daha çok açılmış ve insanlara karşı daha temkinli olacağım.” diyerek insanlara kolay kolay güvenilmemesi gerektiğini dile getirdi.

12 yaşındaki Berra Çelik 22 yaşındaki kendine: “Başarılı ve mutlu biri olmayı, avukat olarak iş sahibi olmayı istediğimi söylerdim.” dedi.

Mert Açıkalın ve Yağız Uysal adında 16 ve 14 yaşındaki gençler 10 yıl sonraki kendilerine: “10 yıl sonraki yaşımda paramın olmasını ve o parayı istediğim gibi harcamak isterim. Spora yönelik her şey olabilir mesela futbol. Yedi yıldır futbol kursuna gidiyoruz. İleride de inşallah Karaman FK’nın altyapısından devam edeceğiz” dedi.

60 yaşındaki Aliye Çimen 10 yıl önceki kendisine ne demek mi isterdin? sorusuna şu şekilde cevap verdi: “Geri gelmeyecek olana ne denir? Pişmanlıklar olabiliyor. Pişmanlıklar genelde insan kaynaklı. Keşkeler oluyor hep ama insanlar keşkeleri hayatından çıkarmalı ve keşkeyle yaşanmamalı, İleriye dönük yaşanmalı. Hep öne bakılmalı, arkaya bakılmamalı.” diyerek hayatımızda keşkelere yer vermemeliyiz mesajını verdi.

42 yaşındaki Recep Yavuzaslan 10 yıl önceki kendine ne söylerdin sorusuna şu şekilde cevap verdi: Ne diyeceğim ya? Gülerdim işte böyle iyiyim ben.” diyen Yavuzaslan 10 yıl sonraki kendisine ise: “Dede olacağız hayaller büyük. 10 yıl sonra yine aynı şeyi konuşacağız. Teknolojik aletler keşke olmasa o zaman kafam daha rahat olurdu. 10 yıl sonra Anamur’a gideceğim” dedi.

Muhabir: Mehmet Akif Orhan