Her zaman her platformda dile getirilen Karaman Kalesinin vatandaşların gönül rahatlığıyla gezebileceği, etrafında ailesi ve çocuklarıyla oturabileceği bir mekan haline getirilebilmesi talebi, ışıklandırmanın artırılması bir yana dursun dış kale surlarının perişan hale gelmesine tepki geldi. Gördüğü görüntüler karşısında büyük bir üzüntü yaşadığını belirten ve ismini paylaşmayan vatandaş konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Hepimiz görkemli kaleyi biliriz. Orta kaleyi de. Sıra dış kaleye geldiğinde, çoğu insan bundan habersizdir. Bakın, Evliya Çelebi bunu bilir, kitabına da yazar. Dış kalenin son kalıntısı Gazi Dükkan Mahallesinin Gölyeri bölümünde yer alır.”
“Benim çocukluğumda Boyalı köyünden oduncu Hakkı Çakı Beyin bahçesinin doğu bitişiğinde sağlam taşlardan yapılmıştı. Duvar Tekke mahallesine doğru uzanırdı. O zamanlar çevrede yapılaşma yoktu. 1996 yılında sevgili dost, tarihçimiz merhum Durmuş Ali Gülcan beyi oraya götürmüştüm. Surları gördü şaşırdı, burayı yeni gördüğünü söyledi. Sevindi. Bize ayak üstü Karaman’la ilgili tarihi bilgiler verdi. Yakınlarda bulduğumuz işlemeli, süslü bir taşı, Remzi Tartan beyle Müze müdürü Cengiz Topal beye teslim ettik, surun korunması dileğimizi iletmiştik.”
“Gördüğüm Manzara Her Şeyin Kâğıt Üzerinde Kaldığının Kanıtıydı”
“Aradan yıllar geçti. Sürün orasından burasından “tırtıklamalar” oluşuyordu. Rant açıkgözlülüğü tarihi kalıntıyı işgal ede geldi. Müzeden emekli bir güzel kişinin sonuçları da sonuçsuz kaldı. Yeniden buraya gittiğimde, gördüğüm manzara yüzünden uyuyamadım. Sur perişan bir haldeydi. Görüntüyü fotoğrafa aldık. Öteki yıllarda kalıntının tescil edilip korumaya alındığını, eski müze müdüründen işitmiştim. “Lakin” gördüğüm manzara vandallık, her şeyin kağıt üzerinde kaldığının kanıtıydı.”
“Bu yazıyı 2863 sayılı “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasasını” uygulamakla yükümlü olanlara uyarmak için yazıyorum. Bir zahmet koltuklarından kalkıp yollarını buraya düşürmelerini istiyorum. 800 yıldır yerinde duran kentimizin geçmişini bize aktaran, sur bölümünün öldürülmesinin önüne geçilmesi gerekmektedir. Üç beş kuruş için yağmalanma rezaleti son bulunmalıdır.”
“Evliya Çelebi seyahatnamesinde, buradan söz ederken, Emir Ahmet kapısının da burada olduğunu belirtir. Bu bölümün yani kapının duvarını bugün de yerinde olduğu görülebilir. Görevlisi de meraklısı da gidip bu bölümü izleyebilir. Zaman geç olmadan surumuzu kurtaralım. Onlar bir zamanlar atalarımızı kurtarmışlardı. Bizde bunun için uğraş gösterelim. Surun akıbeti Deliçeşmenin acıklı durumuna düşmesin. Yeri gelmişken yol düzlerin kepçesiyle marangoz Halit beyin bahçesine “kürenen” taşlar bari kurtarılsın.”





