Kimi zaman sosyal medyada kimi zamansa ulusal basında okuduğumuz ve hatta dava konusu bile olan “Ben sana bunu takmadım. Sen neden bunu taktın?” tartışmaları ola dursun vatandaşlar “Eğer ki takılan altının karşılığı bekleniyorsa takılmasın” diyen de vardı, “Karşılığı bire bir olmalı” diyende. Yıllar önce çocuğuna ne takıldığını birebir hatırlayan vatandaşların yanı sıra hatırlamıyorum diyenlerinde olduğu röportajda takılan altının ne olması gerektiğini takılacak olan kişinin yakınlık derecesinin belirliyor.
İsmet Paşa Caddesinde yaptığımız sokak röportajımızda “Eşinize, dostunuza bundan beş yıl önce tam altın taktınız. Günümüzde takmış olduğunuz tam altının karşılığını yine tam altın olarak bekler miydiniz? Türk lirası ya da gram takılması veya hiç takılmaması sizin için sorun olur mu?” sorumuza gelen cevaplar şu şekilde:

“Gücü oranda yardım etmek tabii ki bizim kültürümüzde var.” ifadesini kullanan Mehmet adlı bir vatandaş, “Ben düğünlerde takılan her şeyin hediye olduğuna inanan birisiyim. Bunun bir karşılık beklenmeden yapılması ve gücün oranında yapılması gerektiğini düşünüyorum. Benim o dönem de alım gücüm vardır, tam altın takmışımdır. Bugün benim düğünüme davet ettiğim kişilerin alım gücü yoktur, sadece gelip katılabilirler. Önemli olan o şenliğe katılması ve o güzelliği birlikte yaşamamızdır. Bu imece güzel bir şey. İnsanımızda zaten varsa genelde paylaşıyor. Ama bunun karşılığı olarak beklentiye girmek doğru değil. Bizim kültürümüzde bir beklentiye girmeden karşılıklı yardımlaşma vardı. Bu biraz alacak verecek durumuna dönmeye başladı. Alacak defteri geleneğini kendi düğünlerimizde de gördük. Ben de evliyim. İki çocuğum var. Bir defter çıktı ve şuna şu kadar taktık, buna bu kadar taktık. Bu duruma karşıyız. Ya bu senlik bir durum. Getiren getirir, getirmeyen getirmez. Önemli olan bu güzelliği birlikte yaşamaktır. Biz böyle bir milletiz tarihimiz de böyle, bugünümüz de böyle, gücü olan, gücü oranda yardım ediyor. Hele ki bugün ki ekonomik koşullarda, insanlardan böyle bir şey beklemek artık zulme giriyor. Yani bir sıkıntı var bu işte onun için kültürümüzün güzelliğini devam ettirmek adına düğünlerimize katılırız. Gücümüz oranı da veririz. Beklentiye girmemek en güzelidir.” dedi.
“Akrabalarımız ne takarsa kabul ederdim sorun etmezdim.” diyen Cennet Arı “Şu anki ekonomik şartlarda insanların halinden anlamak gerekir. O dönemde altın uygun fiyatlara alınıyordu. Günümüz de maalesef ki altın fiyatları çok yükseldi. Bunu göz önünde bulundurmak gerek, o yüzden bir karşılık beklemezdim.” dedi.
Seval Oral, “Ben tam altın taktıysam karşılığında yine bende tam altın takılmasını beklerim. Gördüğüm kadarıyla herkes şu an altın yatırımı yapıyor zaten, ekonomik bir zorluk yaşandığını düşünmüyorum. İsteseler karşılığın da yine de takarlar ama takmak istediklerini düşünmüyorum.” dedi.
“İnsanın da halinden anlamak gerekir.” düşüncesin de olan Mehmet Albayrak, “Deprem sonrası Hatay Antakya'dan Karaman’a taşındım. Ben Tam altın taktım diye karşılığında tam altın beklemem. Günümüzde altın fiyatları baya arttı. Yani şimdi o insanın da halinden anlamak gerekir, ekonomik şartlardan dolayı karşılığında alamayabilir. Gönlünden ne koparsa takması bizim için yeterlidir. Ya karşı tarafı da değiştirmek lazım. Akrabam ya da dostum ben altın taktım diye karşılığında altın takmak için zor durumda kalacaksa hiç karışık beklemem Bakın Allah yardımcı Allah yardımcıları olsun.” dedi.

“Mühim olan bağlılıktır, bu bağlılık altında tartılmaz.” diyen Muzaffer Bey, “Ben taktım diye karşılığında altın takmaması bir sorun değildir. O insanların, kişiliğine bağlı bir şey konudur. Altın taktım diye karşılığında asla altın beklemem. İnsanlar bu konuda farklı olabilir. İnsanların birbirine saygısı, hürmeti, ikramı olması lazım. Mühim olan bu bağlılıktır, altınla falan tartılmaz. İçinde bulunduğumuz ekonomik durumda akrabalarımız altına gücü yetmeyebilir, mutlu günümde gelip içten bir “Selamünaleyküm” demesi yeterli. İnsanlık, akrabalık, dostluk, vatandaşlık altın ile tartılmaz. Yanımızda olduklarını hissettirmeleri yeterlidir.” dedi.
Düğün salonunda çalışan ve bu sezonda yastık altındaki altınların gün yüzüne çıktığını söyleyen Yasin Serin. “Ben düğün salonunda çalışıyorum. Altın fiyatlarında bir yükseliş var. Ancak altın takma merasimlerinde bir değişiklik olduğunu görmüyorum, insanların parası bitmiyor gibi geliyor bana. İnsanlar bu zamana kadar biriktirmiş oldukları şu an sadece yastık altındaki paralar çıkarıyor, birikmişleri harcıyorlar. Ben uzun zamandır düğün salonlarında çalışıyorum takı merasimlerinde çok büyük bir değişiklik olmadı. Yıllar önce uygun fiyata alınabilen altınlar nasıl düşükse kazanılan para miktarları da düşüktü. Günümüzde altın fiyatı da yüksek maaş durumu da ona göre artmış durumda. Çünkü o zaman ki asgari ücretle şimdiki aynı değil. Ya da o zamanki parayla şimdiki aynı değil. O zaman beni elli liraya çalışıyorsam şimdi üç yüz dört yüz liraya çalışıyorum. Aynı yere varacak, kısaca rakamlar değişti.” diyerek sözlerine son verdi.

@karamankgrt instgram hesabımızdan yapmış olduğumuz ankette üç seçenekle sorduğumuz “’Ben onun çocuğuna yarım taktım. O benim çocuğuma çeyrek getirmiş.’ diyen bir kişi kızmakta haklı mıdır?” sorumuza gelen oyların yüzdesel dağılımı şu şekilde;
HAKLIDIR %42- HAKLI DEĞİLDİR %28- KARARSIZIM %30





