21 Haziran 1989 yılında il olan Karaman, Anadolu tarihinde önemli bir rol oynadı. Karamanoğulları Beyliği dönemi, Türk tarihindeki diğer beyliklerle birlikte Osmanlı İmparatorluğu'nun yükselişine ve genişlemesine zemin hazırlamasıyla Türk tarihçiliği ve kültürel çalışmalar açısından önemlidir.

İslam kültürüne ve Türkmen geleneklerine katkılarıyla tarih boyunca adından söz ettiren Karamanoğulları döneminin izlerini günümüze kadar taşımıştır. Karaman Kalesinin Selçuklu ve Karamanoğulları dönemlerinde inşa edildiği bilinse de kesin yapım tarihi hakkında net bilgiler bulunmamakta. Karaman Kalesi çevresinde bulunan 12 kapıdan geriye çok az sayıda eser kalsa da Karamanlıların çoğu şehrin 12 kapıdan oluştuğunu bilmiyor.

“Karaman, Geçmişte Bir Kale Şehriydi”

“Karaman’ın Kaç Kapısı Vardır?” sorumuzun cevabını bulmak adına kendisini ziyaret ettiğimiz eğitimci, araştırmacı yazar Yusuf Yıldırım genellikle Karaman, Yunus Emre ve Karaman kültürü konularında çalışmalar yaptığını, 9 kitap yayınladım ve 200'e yakın yazı kaleme aldığını söyledi. “Yaptığım çalışmaların çoğu Karaman ve Yunus Emre üzerine odaklıdır.” diyen Yıldırım “Tarihte birçok şehir birkaç kaleye sahipken bazı şehirlerde kale şehir durumunda idi. Geçmişin kale şehirlerinden birisi de Karaman’dır. Geniş bir ova üzerinde kurulu şehir, tarihte önemli olaylara sahip olduğundan güvenlik her zaman öncelikli ve üst düzey konu olmuştur. Şehrin güvenliğinde kale en önemli unsur olmuştur.”

“Karaman şehri kurulduğunda, Höyük üzerine kale inşa ediliyordu. Bu nedenle Karaman, geçmişte bir kale şehriydi. Zamanla şehir büyüdükçe iç, orta ve dış kaleler şeklinde gelişti. 1430'lu yıllarda Fransız Seyyah Bertrandondela Broquiere, orta kaleden ilk bahseden kişiydi ve bu kale demir çok güzel bir kapısı olduğundan söz eder.”

“Daha sonra 1672 yılında Evliya Çelebi, Karaman'ı ziyaret ettiğinde dış, orta ve iç kaleleri ayrıntılı olarak anlattı. Ancak dış kale ile ilgili net bilgilere ulaşılamamıştı. Şahabettin Yavuzaslan, Durmuş Ali Gülcan amca ve Remzi Tartan Beyler gibi Karamanlılar, bu bölgenin dış kale olduğunu biliyorlardı, ancak resmi bir tespit yapılmamıştı. Dış kale olarak tespit edilmesi ve bilimsel olarak belgelenmesi daha sonraları benim tarafımdan gerçekleşti.”

“Karaman'ın nüfusu tarihsel olarak değişkenlik göstermiştir. Karamanoğulları döneminde nüfusun 50-60 bine kadar çıktığı tahmin edilmektedir. Ancak zamanla nüfus azalmış, özellikle 1800'lerin sonlarına doğru şehirde büyük ölüm olayları yaşanmıştır. Karaman'ın dış kalenin net yeri günümüzde kesin olarak bilinmektedir. Bu konuda yapılan çalışmalar, Evliya Çelebi'nin anlatımları ve 1838 Karaman şehir planı gibi belgelerle desteklenmektedir. Dış kale, şehrin çevresini saran bir dizi kapı ile tanımlanır.”

“İç kale ise Karaman'ın sağlam kalesidir ve 1965'te büyük bir restorasyon geçirmiştir. İç kalenin kapı tarafındaki duvarlarında büyük gedikler bulunmaktadır. Ayrıca, Karaman'ın iç, orta ve dış kalesi olduğunu belirten bilgilere sahibiz ve bu kentteki nadir örneklerden biri olduğunu söyleyebiliriz.  Sonuç olarak, Karaman'ın tarihi kaleleri büyük öneme sahiptir ve bu mirasın korunması ve restore edilmesi gerekmektedir. Bu çalışmaların, yerel yönetimler ve kültürel kurumlar tarafından desteklenmesi önemlidir.”

Eğtimen-Araştırmacı Yazar Yusuf Yıldıırım’ın izni ile İmaret Dergisi’nin 21. Sayısında yer alan Karaman Kapıları konulu çalışması şu şekildedir;

Emildenli Kapusı

Paşa Camiinde kıbliye nazır Emildenli kapusı. Yani Paşa Camii kıblesine bakar Emildenli kapısı. Siyahser Camii'ni çevreleyerek geldiği düşünülürse en uygun yeri bugünkü Nizamiye Kavşağı ya da yakın bir konumdur.

Şamkapu ve Sekiçeşme Kapusı

Talat Duru Amca (Allah rahmet eylesin) sağlığında iken Şamkapu'yu Özel İdare İşhanının olduğu yer olarak söyledi. Nitekim burası Karaman'ın ilk otobüs garajıdır. Ayrıca kadimden şehrin girişi burasıdır ki, Vezirhan, Kervansaray gibi yapıların burası ile ilişkilidir.

"Evvelâ Paşa Camiinde kibliye nazır Emildenli kapusi ve şarka nazır Seki Çeşmesi kapusi ve yine şarka nazır Şam kapusi" anlatımında Evliya Çelebi, bir sırayı göz önünde tuttuğu anlaşılmakta. Paşa Camii, Demirgömlek Türbesi, Kaya Halil Camii hattından Şamkapı tarafına geldiği anlaşılıyor. Sıralamada, Sekiçeşme Kapısı önce saydığından Sekiçeşme Kapısı'nın Hoca Mahmut Camisinin kıblesi olması en uygun seçenektir.

Kör Souk Kapusı

Evliya Çelebi'nin "Garba nazır Kör Souk Kapusı" ifadesi olmasa da Konya yönünde bir dış kale kapısı mantığa uygun ve tahmin edilebilir durumdur. Asıl sorun bu kapının nerede olabileceğidir? Kör Souk adının suyla ilişkisi olmalıdır. Gödet suyunun şehre Höyük arkasından girip Gazalpa'dan geçip Emekseven geldiği düşünülürse dış kalenin bir bölümünün Gazalpa-Emekseven arasında ırmak boyunca devam ettiği olağandır. Buradan hareketle Kör Souk Kapusı'nın Emekseven Köprüsü/Kavşağı civarında olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Parmak Kapu

Evliya Çelebi'nin nokta atışı belirttiği kapılardan biridir. Ancak günümüz şehir yapısına göre düşündüğümüzde Aktekke Camisi dibinde bir dış kale kapısını akıl almıyor. Ancak gözden kaçırılan bir özellik var ki, Hacı Beyler Camisi'nin alt kısmında 70 yıl öncesine kadar yapı yok. Yani şehrin kuzey tarafı Hacı Beyler Camisi'yle beraber bitmektedir. Ve buralarda bir dış kale kapısı olması olağan ötesinde gerçektir. "Hazreti Mevlâna validesi türbesi dibinde Parmakkapu" ifadesinden Süleyman Bey Hamamı'nın hemen doğu ya da kuzey doğu (II. İstasyon girişi) arkasında Parmak Kapu'nun olduğu öngörülebilir.

Toplar Kapu

İlginç kapı adlarından biridir. Evliya Çelebi'nin tanım lamasına göre şehrin güneyindedir. O zaman Toplar Kapu ile Tapucak Mahallesi arasında bir ilişki var. Tapucak, Topucak'tan ses değişimiyle dönüşmüş bir kelime. Durmuş Ali Gülcan amcanın yorumlarına göre de Karamanoğulları burada top döktüğü için mahalle adını Topucak/Tapucak'tan alır. Toplar Kapu’da dış kalenin bu mahallede bir kapı olmalıdır. Toplar Kapu'ya en uygun yerlerden biri halen de ayakta olan tek burç kalıntısına yakın bir nokta olmalıdır. Yani Tapucak Mahallesi 447. Sokak civarıdır.

İmaret Kapu

İmaret Kapu için en iyi nokta tabi ki, İmaret Camisi'nin kıblesidir.

Emir Ahmed Kapusı

“Kıblede İmaret kapusu, cenubda Emir Ahmed kapusı” der Evliya Çelebi. Kıble Kabe’yi gösterdiğinden güneye göre biraz doğudur. Evliya Çelebi de bu ayırdıma uygun yön tanımı yapmıştır. Karaman konumundan kıble, cenubun (güneyin) biraz solundadır. Diğer deyişle; cenub, kıblenin biraz sağıdır. Bu açıklama doğrultusunda Emir Ahmed Kapusı için en iyi yer Emir Musa Medresesi'nin güneyi/kıblesi denilebilir. Bu görüşün en uygun seçenek olmasında Karaman beylerinden Fahruddin Ahmed'in Emir Musa Medresesinde yatması en önemli etkendir. Kuvvetle muhtemeldir ki, Fahruddin Ahmet Bey döneminde bu kapı açılmış olduğu için bu ad verilmiştir.

Tekye/Tekke Kapusı

Evliya Çelebi “kıble tarafında Tekye kapusı” diyor. Tekye, yani Tekke; günümüzde Valilik güneyine düşen, Siyahser Camisinin doğusundaki tepelik semtin adıdır. Hatta 1914 Konya Salnamesi'nde Siyahser Mezarlığı için Tekye/Tekke Mezarlığı adı kullanılır. Buradan hareketle, Tekye Kapısı'nın Siyahser Camii ya da Şerali Kavşağı civarı olduğu değerlendirilebilir. Şerali Kavşağı, daha uygun seçenektir.

TAÇ KAPILAR

Fırın Kürekli Taç Kapı

Hacı Beyler Camisi ve Araboğlu Camisi taç kapıları aynı tiptedir. Bir farkla! Hacı Beyler Camisi taç kapısı, ön cephenin merkezinde ana unsur iken Araboğlu Camisi taç kapısı, batı cephenin bir bölümü durumundadır.

Araboğlu Camisi taç kapısı; dikdörtgen gövde, iç içe beş kat kenarlık, kapı kemeri, kemer köşeliği ve kitabe düzeninde yapılmıştır. Dış kenarlık yan yüzeyi zigzaglıdır. Düz, iç dış bükey, düz ve pahlı beş kat silmeli kenarlık ile kapıya hafif bir derinlik verilmiş. Yuvarlak kemerin kilit taşı yüzeyine çok güzel bir kapalı rumi kabartılmış, Kemer üstü köşelik, rumi örgülü bezemeyle işlenmiş. Kemer köşeliği üstündeki üçgensel alana mermer kitabe yerleştirilmiş. Kitabe kenarlığına yivli dış bukey silme gidilmiş. İnşa tarihi H 899 M 1494'tür.

Taç kapının farkındalık oluşturan önemli motifi kapı sövesi kenarlarına işlenen simetrik saplı tekerlektir. İbrahim Hakkı Konyalı bu tekerlek için fırın küreği diyor. Bu motifin fırın küreği olduğuna dair kanıt yok. Ama itiraz edecek durum da yok. Eğer bu camiyi yaptıran gerçekten de fırıncı ise ve bu motifin fırın küreği olması gayet mantıklıdır. Bir diğer soru bu motif, inanç kaynaklı olabilir mi?

Hacı Beyler Camisi Taç Kapısı

Şehrin tam göbeğinde ve Mader-i Mevlana Camii ile yan yana. Cemaati sabah akşam eksik olmaz. Kimse girerken çıkarken şöyle bir dönüp bakmasa da bu kapı, yüzeyindeki motiflerle birçok anlam saklar. Hacı Beyler Camii taç kapısı altı kademe kenarlığı bulunan bir dikdörtgen ile çevrelenmiştir. Kenar kuşağı, düz kalın, iç bükey, diş bükey tekrar iç bükey, düz ince pahlı kenar silmeleri biçimindedir.

Taç kapının yuvarlık kemeri ve kemer köşelikleri bir dantel gibi rumi örgü ile bezenmiştir. Taşa kazınan rumiler, Selçuklu anlayışında. Kısa ve şişmancalar. Ve rumilerin içleri bile ayrıntılı işlenmiş. Mermer kitabe ilginçtir. Dilimli üçgensel alana yazılan kitabe 1492 yılı tamir kitabesidir. 1356 tarihli inşa kitabesi ise ön cephenin sol duvarına ōrgü taşı olarak yerleştirilmiş. Kitabe kenarlığı da örneğine az rastlanır tiptendir. Yaklaşık 5 cm kalınlığında dişbükey ve yivli bir silmedir.

Tamir kitabesi ile hemen hemen aynı hizada simetrik hendesi kufi yazılı karesel alanlı kitabe vardır. Sol kitabede Kelime-i Tevhîd; sağ kitabede dört halifenin adları yazılıdır. Taç kapının bir diğer önemli unsuru üst köşeliklere yerleştirilen kabaralardır. Kabaralar, Selçuklu ve Karamanoğulları eserlerinin vazgeçilmez motiflerindendir. Motifin kültürel kaynağının ne olduğu bilinememektedir. Ama esere kuvvet etkisi verdiği görülebilmektedir. Kabaralara dikkatli bakınca simetrisinin bozulduğu görülmektedir. Tıpkı çoğu Selçuklu eserinde olduğu gibi. İki boyutlu olduğu için izlenim etkisi düşüktür. Aradığımız üç boyutlu ve derinlikli taç kapı Hacı Beyler Camisinin 200 m kadar batısındaki Hatuniye'dir.

Hatuniye Taç Kapısı

Karaman ve taç kapı deyince tabi akla Hatuniye Medresesi taç kapısı gelir. Hatuniye Medresesi, adını Karamanoğlu Alaaddin Bey'in hanımı, I. Murad'ın kızı ve Yıldırım Beyazıt'ın kız kardeşi Melek Hatun'dan alır. Melek Hatun kendi adını yaşatması için Larende'de bu medreseyi yaptırmıştır. Eşrefoğlu Camii, Çifte Minareli Medrese ve Gök Medrese taç kapılarını görenler için dördü de birbirinin kopyası dedirtecek kadar benzer özelliklerdedir. Hatuniye Medresesi taç kapısı üzerinde taşıdığı motif ve süslemeyle köklü ve derin medeniyetimizin önyüzü gibidir. Derin anlamlı birçok motif ve süsleme kapıda anlam bulmuştur. Dikdörtgen gövdeli taç kapının kenarlığı iç içe beş kattır. Dış kat kuşağa geometrik bir ağ kesiti gidilmiş. Geometrik ağın iç yüzeylerine, görüntüyü rahatsız etmeyecek biçimde rumili bezeme yapılmış. İkinci katta yatay yönde kapalı rumi dizili bir kuşak oluşturulmuş.”

kapı 6kapı 5kapı 4kapı 3kapı 2kapı 1

Muhabir: Mehmet Akif Orhan