Nasrettin Hoca bir rüya görür. Rüyasında Allah’tan yüz altın istemiş, Allah da dileğini kabul etmiş. Hoca’nın baş ucunda bir anda bir kese altın belirir. Hoca, kesedeki altınları sayar, yüz değil doksan dokuz altın çıkar. Bir daha sayar, yine bir altın eksik.
Hoca:
-Ben Allah’tan yüz altın istedim. Burada doksan dokuz altın var. Biri eksik. Yüzden aşağısını kabul etmem diyerek keseyi bir kenara fırlatır.
Nasrettin Hoca, bu sırada uyanır. Bakar ki altın kesesi gitmiş. Hemen gözlerini yumar, ellerini açar, şöyle seslenir:
-Tamam, tamam. Doksan dokuza da razıyım.
Allah sevdiği kulunu sevindirmek isterse önce eşeğini kaybettirir, sonra buldururmuş. Karaman’daki su krizi hem Nasrettin Hoca’yı hem eşeğini kaybedip sonra bulan garibanı hatırlattı.
Karaman şimdilik bir facianın eşiğinden döndü. Büyük geçmiş olsun. Herkes, eşeğini kaybedip sonra bulan fakirler gibi oldu. “Petrol hidrokarbonları” olarak bilinen bileşiklere rastlanıldığı için Karaman Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, 11 Mart 2025 günü, yönetmelikte belirtilen şartlara göre uygunsuz olduğu ilan edilen, içilmesi, gıda hazırlığında ve ağız temizliğinde kullanılması tehlikeli görülen şehir merkezi şebeke suyu için beş gün sonra “temizdir, kullanılabilir” duyurusu geldi.
Mübarek Ramazan ayının tam ortasında her evde su krizi yarattınız ya, buna sebep olanları Allah bildiği gibi yapsın. İlahi ikaz mı, ihmal mi, liyakatsizlik mi, beceriksizlik mi, bunların hepsinin toplamı mı su krizine yol açtı?
Vatandaşların yazdan bu yana “Suyumuz mazot kokuyor” feryadına kulak verilmedi. Kokunun kaynağına ilişkin bir açıklama da yapılmadı. Bazı fanatikler belediye hizmetlerinden kaynaklı her şikayeti temelsiz, gerçek dışıymış addederek, belediye başkanına saldırı olarak değerlendirdi. Aynı garabet ve yaklaşım, evlerde su savaşları yapıldığı beş günlük sürede iyice gün yüzüne çıktı.
İl Sağlık Müdürlüğünün açıklamasına göre, şehir merkezi şebeke suyundan alınan ve Ankara Ulusal Halk Sağlığı Referans Laboratuvarı’nda değerlendirilen numunelerin analiz sonuçlarında “petrol hidrokarbonları” olarak bilinen bileşiklere rastlanıldığı için Karaman Belediyesinden konuyla ilgili derhal tedbir alması ve iyileştirme çalışmaları yapılması istendi.
Belediye bu uyarıyı dikkate alarak İbrala Barajından şehir şebekesine su verilmesini durdurdu. İl Sağlık Müdürlüğü her gün şehir şebekesinden alınan numuneleri Karaman Halk Sağlığı Laboratuvarı ve Ankara Ulusal Halk Sağlığı Referans Laboratuvarları’nda analiz ettirdi.
İl Sağlık Müdürlüğü, 16 Mart’ta, “Şebeke suyunun petrol hidrokarbonları açısından temizlendiği tespit edilmiştir. 16.03.2025 tarihi itibarıyla halk sağlığı açısından şebeke suyunun herhangi bir risk taşımadığı tespit edilmiş olup, vatandaşlarımızın şebeke suyunu içme-kullanma suyu olarak güvenle kullanmalarında sakınca bulunmamaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur” diyerek, müjdeyi verdi.
Su krizinin yaşandığı beş gün boyunca evlerde, iş yerlerinde ve gıda üretim yerlerinde çekilen sıkıntılar sineye çekildi. Karaman’daki su sorunundan en çok kimler mağdur oldu? Önce kadınlar ve çocuklar. Anneler bütün gün “Musluktan su içme! O suyu kullanma!” diye çocuklarını uyarmaktan bitkin düştü. Çocuk bu, kolayına ne gelirse onu yapar! Sonra yemek hazırlanacak, ot, çöp yıkanacak, çay demlenecek. Bu işin telaşını yaşayanlar da kadınlar oldu.
Bunca tüketime damacana mı dayanır! Su firmaları siparişleri karşılamakta sıkıntıya düştü. Fırınlarda, pastanelerde, lokantalarda ve gıda üretim merkezlerinde denetim yapılıp yapılmadığı konusu ortada kaldı. Şu soruların yanıtı açıklanmadı:
1-Halk petrol bileşenleri bulaşmış mazot kokulu gıdalara maruz kaldı mı kalmadı mı?
2-Arıtma cihazları sudaki petrol bileşenlerini ayrıştırıyor mu, ayrıştırmıyor mu?
3-Halkın önlerinde kuyruk oluşturduğu şehre yakın köylerin sınırları içindeki pınar, kuyu ve farklı su kaynaklarından örnekler alınıp analize gönderildi mi? Bu sular içilecek vasıfta mı?
4-Yoksul evlerde damacana suya para veremeyecek halde olan insanlar ne yaptı?
Bunca kaos, çaresizlik ve halkın öfkesinden sonra Karaman Belediyesinden ne beklenir? Özür dilenmesi gerekmez miydi? Karaman halkından bir özrü bile çok gördüler. Özür dilemek bir erdemdir. Yıkılan gönülleri hoş etmenin en basit yoludur.
Belediye başkanından, belediye Başkan yardımcılarından konuya ilişkin bir özür gelmedi. İktidar partisinin il başkanı “İşin takipçisiyiz” diyordu. Ak Parti il başkanı niye sustu? Milletvekillerinin açıklamasını duyan oldu mu? Sudan daha önemli bir konu olabilir mi? Su konusu siyasetten rant devşirme aracı olamaz. Belediyelerin en önemli görevi vatandaşların sağlıklı ve temiz içme suyunu sağlamaktır.
Bir grup avukatın şikayeti üzerine Karaman Cumhuriyet Başsavcılığı, belediye yetkilileri hakkında İçişleri Bakanlığı'ndan soruşturma izni istemişti. Olay örtbas edilmiş değil. Hukuki süreç devam ediyor.
Karaman’da evlerde, sokaklarda, iş yerlerinde ve okullarda konuşulan tek konu hâlâ içme suyu. Su sorununun çözümü için neler planlanıyor? Bir açıklama duydunuz mu? Belediye su tasarrufu konusunda da henüz açıklama yapmış değil. Karaman’daki bir işletmenin bir yıllık su faturası tutarını söylediklerinde şaşırdım kaldım. Ankara’da aynı konumdaki bir işletmenin bir haftalık faturası kadarmış. Durmak yok, ucuz suya devam, israfa devam.
2025 yılının Ramazan ayı hafızalarda “Petrol türevli su krizi” olarak yer alacak. Bugünün çocukları, yıllar sonra anne baba olduklarında evlerinde yaşadıkları kaosu hüzünle anlatacaklar. Gül kokulu Ramazanlardan içme suyu derdine düşülen Ramazanlara.
“Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir.” (Kur’an-ı Kerim, Şura Suresi 30.Ayet /Diyanet Vakfı Meali)
Günün Sözü: Suya düştüğümüz için boğulmayız, sudan çıkamadığımız için boğuluruz.